İmanın sözlük anlamı, "bir şeye kesin olarak inanmak ve güvenmektir."
Dinimizde iman, "Allah'ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Allah'tan alıp, bize bildirdiği şeylerin hepsine kalbimizle inanıp bu inancımızı dilimizle söylememiz" anlamına gelir.
İmanın en önemli özelliği dilimizle söylediğimiz "inandım" sözünün kalbimizde yer etmesidir. Buna, kısaca kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmek de denilebilir.
İnanmanın iki şekli olduğunu biliyor muydunuz?
Bir şeye inanmak iki şekilde olur. Bir şeyi ayrıntısına inmeden ya toplu olarak kabul ederiz ya da ayrıntılarını bilerek kabul ederiz. Dinimizde bu inanma ve kabul etme şekilleri, icmali (toplu) ve tafsili (ayrıntılı) diye ifade edilir.
1.İcmali İman: İnanılması gereken şeylere topluca inanmak anlamına gelir. Bir kimse, manasını bilerek ve kabul ederek, "La ilahe illallah Muhammedün Resullullah" derse icmali (toplu) olarak iman etmiş olur.
2.Tafsili İman: İnanılması gereken şeyleri ayrıntılı olarak bilmeye ve inanmaya "tafsili iman" denir.
Allah Dostlarından Esintiler
Üç Büyük Nimet
Alemlerin Rabbi olan yüce Allah bizlere üç büyük nimet vermiştir. Bu üç büyük nimetten daha kıymetlisini kimseye vermemiştir.
Bu büyük nimetlerin birincisi, imandır. İmandan daha makbul, daha faziletli bir şey yoktur. İman, Rabbü'l-Alemin'in Peygamber (s.a.v.) ümmetine verdiği en büyük nimettir. Çünkü iman, insanı ebedi olarak cehennem ateşinden kurtarır. İkinci büyük nimet, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) ümmeti olmak şerefidir. Peygamberimiz (s.a.v.) bütün peygamberlerin efendisidir. Allah'ın yanında, yer ve gökte ne varsa hepsinden daha üstündür. Böyle sevgili bir peygambere ümmet olmak elbette çok büyük bir nimettir. Üçüncü büyük nimet ise, Allah'ın sevgili kulları ile (sadat-ı kiram) beraber olmaktır.
Bu üç büyük nimeti nasip ettiği için Rabbü'l-Alemin'e çok şükür, çok hamdetmek lazımdır.
(Settid Abdülhakim, Sohbetler, 18. Sohbet)
İnancın Önemi
İman, yüce Allah'ın bize verdiği en büyük hazinedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Kim, kalbinden halis bir şekild, Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet eder ve bu şehadet üzerine ölürse cennete girer." Peygamberimiz (s.a.v.) imanın ebedi mutluluğu kazandıran tek şey olduğunu bu sözüyle ne güzel anlatmış! Dolayısı ile iman, dünya ve ahirette en değerli hazinemiz ve sermayemizdir.
-İmanla bizi ve bütün kainatı yaratan Allahu Teala'ya inanır, O'nun gönderdiği kitapları ve peygamberleri kabul ederiz.
-İmanla doğru yolu bulur, Rabbimiz'in istediği şekilde yaşarız.
-İmanla dünya ve ahiret mutluluğunu kazanırız.
-İmanla Allah (c.c.) bize değer verir ve işlerimiz değer kazanır.
-İmanla yalnızca Allah'a güveniriz, ondan başkasına ibadet etmeyiz.
-İmanla kalbimiz huzur bulur, sevinç içinde yaşarız.
-İmanla hayatımız anlam kazanır, iyilikler ve güzellikler yaparız.
-İmanla cehennemden uzaklaşır, cennete koşarız.
-İmanla ruhumuz aydınlanır, Allah'ın sevgisini kazanırız.
-İmanla adaletli oluruz, haksızlıktan korkarız.
-İmanla şeytana ve askerlerine karşı korunuruz ve güvende oluruz.
İşte bu sayılanlar, imanın insana kazandırdığı güzelliklerden bir kısmı. Allahu Teala'nın kendisine ve peygamberine inanan ve inandığını hayatına aksettiren kulları için dünya ve ahiret hayatında sayılamayacak daha pek çok güzelliği vereceğini biliyoruz.
Samimi Olarak İnanan İnsanlara Şeytan Bir Zarar Veremez
Allah'ın dünya hayatında kullarına verdiği şereflerin en büyüğü olan iman nimeti, zerresi ile dahi insanı ebedi azaptan kurtarır. Şeytan en büyük iman düşmanımızdır. Bu sebeple imanımızı yani en değerli sermayemizi çalmak için binbir türlü plan yapar. Çünkü kendisi Allah'ın emrini yerine getirmeyip karşı çıktı ve Allah da onu lanetledi. O da, "Nasıl olsa ben helak oldum, öyleyse başkalarının da Allah'a asi olması, doğru yoldan çıkması için elimden geleni yaparım" dedi. Allahu Teala ona kıyamete kadar süre verdiyse de samimi olarak iman eden ve itaat eden kullarına şeytanın bir zarar veremeyeceğini bildirdi. Şeytan durmadan çalışıyor. Biz de imanımızı ona kaptırmamak için çalışmalıyız. Atalarımız, "Su uyur, düşman uyumaz." demişlerdir. Müslüman olarak şeytana karşı hep uyanık olup, onun bizi aldatmasına izin vermemeliyiz. İbadetlerle daima Rabbimiz'e sığınmalıyız. İmanımızı korumanın en güzel yolu, ibadetlerimizi aksatmamak ve dinimizi en güzel şekilde yaşamaya çalışmaktır.
Amentü
Allah'a, meleklere, kitaplara inandım
Vardır peygamberlere sarsılmaz inancım
Haktır ahiret günü inandım ben kadere
İyilik ve kötülük Allah'tan gelir bize
Öldükten sonra bizler diriliriz yeniden
Müslümandır bunlara böylece iman eden.
Ahmet Efe
İman ile İbadetler Arasındaki İlişki
Bir demirci ustası hayal edelim. Hepimizin bildiği gibi demirci ustası demire şekil vermek için onu kızgın ateşin içinde bir süre bekletir. Bir yandan da ateşi körükler. Ateş körünlendikçe demir kıpkırmızı olur. Demirci, ateşle yumuşayan demiri elindeki çekiç ile dövüp, ona şekil vermeye çalışır.
İmanımızı demirin ateşine, ibadetlerimizi de körüğe benzetebiliriz. İbadetlerimizle körüklenmeyen imanımız zayıflar. Ancak ibadetlerle körüklenen imanımız, her zaman büyür, daha da kuvvetlenir. Çevresine ışık saçar.
Sonuç olarak, kalbimizde zerre kadar iman olsa bile günahlarımızın cezasını çektikten sonra cennete gireceğimizi sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) müjdelemiştir.
İmanın Şartları
Bir müslümanın inanması gereken esaslara imanın şartları denir.
İmanın şartları;
1.Allah'a inanmak
2.Meleklere inanmak
3.Kitaplarına inanmak
4.Peygamberlerine inanmak
5.Ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye inanmak
6.Kadere, hayır ve şerrin Alah'ın yaratması ile olduğuna inanmak.
1.Allah'a İnanmak
Allah'ın varlığına, birliğine inanmak, imanın ilk şartıdır. Akıllı ve ergenlik çağına girmiş olan her müslümanın birinci vazifesi, Allah'ı bilmek ve O'na inanmaktır.
2.Meleklere İnanmak
İmanın ikinci esası meleklere inanmaktır. Melekler Allah'ın nurdan yarattığı, gözle görülmeyen varlıklardır. İyilik ve güzelliği temsil ederler. Allah'ın kendilerine verdiği görevleri aksatmadan yaparlar.
3.Kitaplara İnanmak
Allah'ın peygamberleri aracılığı ile vahiy yoluyla insanlara gönderdiği kitaplara inanmak iman esaslarının üçüncüsüdür. Allah'ın gönderdiği kutsal kitaplarda insanları doğruya, güzele, iyiye, dünya ve ahiret mutluluğuna götüren emir ve yasaklar vardır.
4.Peygamberlere İnanmak
Allah'ın vahiy yoluyla insanlara emir ve yasaklarını bildirmek için onların içinden seçtiği kimselere peygamber denir. Bir müslümanın Allah'ın gönderdiği bütün peygamberlere inanması peygamber inancını oluşturur.
5.Ahiret Gününe İnanmak
Bu şartla insanın öldükten sonra dirilmeye inanması anlatılır. Çünkü ölüm insanlar için bir son değildir. Ölümle beraber insan yeni ve ebedi bir hayata gözlerini açar. İşte bu hayata ahiret hayatı denir. İnsan dünyada yaptığı iyiliklerin karşılığını ahirette alır. Yağtığı kötülüklerin cezasını da kendisine burada verilir.
6.Kadere ve Kazaya İnanmak
Kainatta olacak şeylerin zamanını, yerini, özelliklerini ve nasıl olacaklarını, henüz onlar olmadan Allah'ın önceden bilmesi ve planlamasına (takdir etmesine) "kader" denir. Allah'ın önceden planladığı şeylerin zamanı gelince meydana gelmesine ise "kaza" denir. Müslümanın, iyisiyle kötüsüyle kadere ve kazaya inanması gerekir.
İnsanları inanç bakımından mümin, münafık, kafir ve müşrik diye dört kısma ayırabiliriz;
1.Mümin: Müminin kelime anlamı: "inanan kimse" demektir. İmanın şartlarına kesin olarak inanan ve onları tereddütsüz bir şekilde kabul eden kişilere "mümin" denir. Allahu Teala müminleri ahirette ebedi olarak kalacakları cennetle ödüllendirilecektir.
2.Kafir: Kafirin kelime anlamı "inanmayan kişi" demektir. Dinimizde ise Allah'a ve O'nun dinine inanmayan kişilere "kafir" denir. Kafirler Allah'a inanmadıkları için ahirette cezalandırılacaklardır. Onların cezası cehennemdir. Ebedi olarak orada kalacaklardır.
3.Münafık: İslam dininyle kalbiyle inanmadığı halde, diliyle inandığını söyleyen kimselere "münafık" denir. Münafıklar, konuştuklarında yalan söylerler, söz verdiklerinde sözlerinde durmazlar, emanet verildiğinde emaneti korumazlar, hainlik ederler. Bu sebeple hem müslümanlar hem de bütün insanlar için en tehlikeli kişiler olduklarını söyleyebiliriz. Münafıklar, cennete giremeyecek, inançsızlıklarının cezasını cehennemde ebediyen çekeceklerdir.
4.Müşrik: Ortak koşan anlamında kullanılmaktadır. Bu kimseler, Allahu Teala'dan başka ilahların varlığını kabul ederler. Allah'ın bir ve tek olduğuna eşi ve benzerinin olmadığına inanmazlar.
Bir Dua
Allahım! Beni sana en güzel şekilde iman eden kullarından eyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder