4 Temmuz 2009 Cumartesi

Kategori: İtikad - 4.Ünite - İman ve İmanın Şartları

İman Nedir?

İmanın sözlük anlamı, "bir şeye kesin olarak inanmak ve güvenmektir."
Dinimizde iman, "Allah'ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Allah'tan alıp, bize bildirdiği şeylerin hepsine kalbimizle inanıp bu inancımızı dilimizle söylememiz" anlamına gelir.
İmanın en önemli özelliği dilimizle söylediğimiz "inandım" sözünün kalbimizde yer etmesidir. Buna, kısaca kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmek de denilebilir.

İnanmanın iki şekli olduğunu biliyor muydunuz?

Bir şeye inanmak iki şekilde olur. Bir şeyi ayrıntısına inmeden ya toplu olarak kabul ederiz ya da ayrıntılarını bilerek kabul ederiz. Dinimizde bu inanma ve kabul etme şekilleri, icmali (toplu) ve tafsili (ayrıntılı) diye ifade edilir.
1.İcmali İman: İnanılması gereken şeylere topluca inanmak anlamına gelir. Bir kimse, manasını bilerek ve kabul ederek, "La ilahe illallah Muhammedün Resullullah" derse icmali (toplu) olarak iman etmiş olur.
2.Tafsili İman: İnanılması gereken şeyleri ayrıntılı olarak bilmeye ve inanmaya "tafsili iman" denir.

Allah Dostlarından Esintiler

Üç Büyük Nimet
Alemlerin Rabbi olan yüce Allah bizlere üç büyük nimet vermiştir. Bu üç büyük nimetten daha kıymetlisini kimseye vermemiştir.
Bu büyük nimetlerin birincisi, imandır. İmandan daha makbul, daha faziletli bir şey yoktur. İman, Rabbü'l-Alemin'in Peygamber (s.a.v.) ümmetine verdiği en büyük nimettir. Çünkü iman, insanı ebedi olarak cehennem ateşinden kurtarır. İkinci büyük nimet, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) ümmeti olmak şerefidir. Peygamberimiz (s.a.v.) bütün peygamberlerin efendisidir. Allah'ın yanında, yer ve gökte ne varsa hepsinden daha üstündür. Böyle sevgili bir peygambere ümmet olmak elbette çok büyük bir nimettir. Üçüncü büyük nimet ise, Allah'ın sevgili kulları ile (sadat-ı kiram) beraber olmaktır.
Bu üç büyük nimeti nasip ettiği için Rabbü'l-Alemin'e çok şükür, çok hamdetmek lazımdır.
(Settid Abdülhakim, Sohbetler, 18. Sohbet)

İnancın Önemi

İman, yüce Allah'ın bize verdiği en büyük hazinedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Kim, kalbinden halis bir şekild, Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet eder ve bu şehadet üzerine ölürse cennete girer." Peygamberimiz (s.a.v.) imanın ebedi mutluluğu kazandıran tek şey olduğunu bu sözüyle ne güzel anlatmış! Dolayısı ile iman, dünya ve ahirette en değerli hazinemiz ve sermayemizdir.
-İmanla bizi ve bütün kainatı yaratan Allahu Teala'ya inanır, O'nun gönderdiği kitapları ve peygamberleri kabul ederiz.
-İmanla doğru yolu bulur, Rabbimiz'in istediği şekilde yaşarız.
-İmanla dünya ve ahiret mutluluğunu kazanırız.
-İmanla Allah (c.c.) bize değer verir ve işlerimiz değer kazanır.
-İmanla yalnızca Allah'a güveniriz, ondan başkasına ibadet etmeyiz.
-İmanla kalbimiz huzur bulur, sevinç içinde yaşarız.
-İmanla hayatımız anlam kazanır, iyilikler ve güzellikler yaparız.
-İmanla cehennemden uzaklaşır, cennete koşarız.
-İmanla ruhumuz aydınlanır, Allah'ın sevgisini kazanırız.
-İmanla adaletli oluruz, haksızlıktan korkarız.
-İmanla şeytana ve askerlerine karşı korunuruz ve güvende oluruz.

İşte bu sayılanlar, imanın insana kazandırdığı güzelliklerden bir kısmı. Allahu Teala'nın kendisine ve peygamberine inanan ve inandığını hayatına aksettiren kulları için dünya ve ahiret hayatında sayılamayacak daha pek çok güzelliği vereceğini biliyoruz.

Samimi Olarak İnanan İnsanlara Şeytan Bir Zarar Veremez

Allah'ın dünya hayatında kullarına verdiği şereflerin en büyüğü olan iman nimeti, zerresi ile dahi insanı ebedi azaptan kurtarır. Şeytan en büyük iman düşmanımızdır. Bu sebeple imanımızı yani en değerli sermayemizi çalmak için binbir türlü plan yapar. Çünkü kendisi Allah'ın emrini yerine getirmeyip karşı çıktı ve Allah da onu lanetledi. O da, "Nasıl olsa ben helak oldum, öyleyse başkalarının da Allah'a asi olması, doğru yoldan çıkması için elimden geleni yaparım" dedi. Allahu Teala ona kıyamete kadar süre verdiyse de samimi olarak iman eden ve itaat eden kullarına şeytanın bir zarar veremeyeceğini bildirdi. Şeytan durmadan çalışıyor. Biz de imanımızı ona kaptırmamak için çalışmalıyız. Atalarımız, "Su uyur, düşman uyumaz." demişlerdir. Müslüman olarak şeytana karşı hep uyanık olup, onun bizi aldatmasına izin vermemeliyiz. İbadetlerle daima Rabbimiz'e sığınmalıyız. İmanımızı korumanın en güzel yolu, ibadetlerimizi aksatmamak ve dinimizi en güzel şekilde yaşamaya çalışmaktır.

Amentü

Allah'a, meleklere, kitaplara inandım
Vardır peygamberlere sarsılmaz inancım

Haktır ahiret günü inandım ben kadere
İyilik ve kötülük Allah'tan gelir bize

Öldükten sonra bizler diriliriz yeniden
Müslümandır bunlara böylece iman eden.

Ahmet Efe

İman ile İbadetler Arasındaki İlişki

Bir demirci ustası hayal edelim. Hepimizin bildiği gibi demirci ustası demire şekil vermek için onu kızgın ateşin içinde bir süre bekletir. Bir yandan da ateşi körükler. Ateş körünlendikçe demir kıpkırmızı olur. Demirci, ateşle yumuşayan demiri elindeki çekiç ile dövüp, ona şekil vermeye çalışır.
İmanımızı demirin ateşine, ibadetlerimizi de körüğe benzetebiliriz. İbadetlerimizle körüklenmeyen imanımız zayıflar. Ancak ibadetlerle körüklenen imanımız, her zaman büyür, daha da kuvvetlenir. Çevresine ışık saçar.
Sonuç olarak, kalbimizde zerre kadar iman olsa bile günahlarımızın cezasını çektikten sonra cennete gireceğimizi sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) müjdelemiştir.

İmanın Şartları

Bir müslümanın inanması gereken esaslara imanın şartları denir.
İmanın şartları;
1.Allah'a inanmak
2.Meleklere inanmak
3.Kitaplarına inanmak
4.Peygamberlerine inanmak
5.Ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye inanmak
6.Kadere, hayır ve şerrin Alah'ın yaratması ile olduğuna inanmak.

1.Allah'a İnanmak

Allah'ın varlığına, birliğine inanmak, imanın ilk şartıdır. Akıllı ve ergenlik çağına girmiş olan her müslümanın birinci vazifesi, Allah'ı bilmek ve O'na inanmaktır.

2.Meleklere İnanmak

İmanın ikinci esası meleklere inanmaktır. Melekler Allah'ın nurdan yarattığı, gözle görülmeyen varlıklardır. İyilik ve güzelliği temsil ederler. Allah'ın kendilerine verdiği görevleri aksatmadan yaparlar.

3.Kitaplara İnanmak

Allah'ın peygamberleri aracılığı ile vahiy yoluyla insanlara gönderdiği kitaplara inanmak iman esaslarının üçüncüsüdür. Allah'ın gönderdiği kutsal kitaplarda insanları doğruya, güzele, iyiye, dünya ve ahiret mutluluğuna götüren emir ve yasaklar vardır.

4.Peygamberlere İnanmak

Allah'ın vahiy yoluyla insanlara emir ve yasaklarını bildirmek için onların içinden seçtiği kimselere peygamber denir. Bir müslümanın Allah'ın gönderdiği bütün peygamberlere inanması peygamber inancını oluşturur.

5.Ahiret Gününe İnanmak

Bu şartla insanın öldükten sonra dirilmeye inanması anlatılır. Çünkü ölüm insanlar için bir son değildir. Ölümle beraber insan yeni ve ebedi bir hayata gözlerini açar. İşte bu hayata ahiret hayatı denir. İnsan dünyada yaptığı iyiliklerin karşılığını ahirette alır. Yağtığı kötülüklerin cezasını da kendisine burada verilir.

6.Kadere ve Kazaya İnanmak

Kainatta olacak şeylerin zamanını, yerini, özelliklerini ve nasıl olacaklarını, henüz onlar olmadan Allah'ın önceden bilmesi ve planlamasına (takdir etmesine) "kader" denir. Allah'ın önceden planladığı şeylerin zamanı gelince meydana gelmesine ise "kaza" denir. Müslümanın, iyisiyle kötüsüyle kadere ve kazaya inanması gerekir.
İnsanları inanç bakımından mümin, münafık, kafir ve müşrik diye dört kısma ayırabiliriz;
1.Mümin: Müminin kelime anlamı: "inanan kimse" demektir. İmanın şartlarına kesin olarak inanan ve onları tereddütsüz bir şekilde kabul eden kişilere "mümin" denir. Allahu Teala müminleri ahirette ebedi olarak kalacakları cennetle ödüllendirilecektir.
2.Kafir: Kafirin kelime anlamı "inanmayan kişi" demektir. Dinimizde ise Allah'a ve O'nun dinine inanmayan kişilere "kafir" denir. Kafirler Allah'a inanmadıkları için ahirette cezalandırılacaklardır. Onların cezası cehennemdir. Ebedi olarak orada kalacaklardır.
3.Münafık: İslam dininyle kalbiyle inanmadığı halde, diliyle inandığını söyleyen kimselere "münafık" denir. Münafıklar, konuştuklarında yalan söylerler, söz verdiklerinde sözlerinde durmazlar, emanet verildiğinde emaneti korumazlar, hainlik ederler. Bu sebeple hem müslümanlar hem de bütün insanlar için en tehlikeli kişiler olduklarını söyleyebiliriz. Münafıklar, cennete giremeyecek, inançsızlıklarının cezasını cehennemde ebediyen çekeceklerdir.
4.Müşrik: Ortak koşan anlamında kullanılmaktadır. Bu kimseler, Allahu Teala'dan başka ilahların varlığını kabul ederler. Allah'ın bir ve tek olduğuna eşi ve benzerinin olmadığına inanmazlar.

Bir Dua

Allahım! Beni sana en güzel şekilde iman eden kullarından eyle.

2 Temmuz 2009 Perşembe

Kategori: İtikad - 3.Ünite - İslam ve İslam'ın Şartları

İslam Dinini Evrensel Yapan Özellikler

İslam, tüm dünya insanlarını Allah'ın gösterdiği doğru yola ileterek onların dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmalarını amaç edilen evrensel bir dindir. Diğer dinler gibi bir topluluğun veya bir milletin dini değildir. Tüm insanlığın dini olması için Allah tarafından gönderilmiştir. İslam dinini evrensel yapan özellikler şunlardır:
-Önceki peygamberlerin tebliğ ettiği dinler belirli milletlere geldiği halde İslam dini, bütün dünya milletlerine gönderilmiştir.
-İslam barış ve sevgi dinidir.
-İslam kolaylık dinidir.
-Akla ve ilme önem verir.
-İslam insanın yaratılışına en uygun dindir.
-İnsanları hem dünyada hem ahirette mutluluğa ulaştırmayı amaçlar.
-Eşitlik dinidir. İnsanlar arasında ırk, dil, renk ayrımı yapmaz. İslam'a göre üstünlük ancak takvadadır.
-İnsan haklarına son derece önem verir.

İslam Nedir?

İslam, sözlükte "teslim olmak, barış, boyun eğmek ve itaat etmek" gibi anlamlara gelir. Yüce Allah'ın Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) vahiy yoluyla bildirdiği, onun da insanlara ulaştırdığı son dine "İslam", bu dini kabul eden kimseye de "müslüman" denir. Müslüman, dünya ve ahirette mutluluğa kavuşmak için İslam dininin kurallarına uyar ve o doğrultuda yaşamaya çalışır.

İslam Dininin Özellikleri

-İslam dini Allah tarafından, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) gönderildiği gibi korunmuştur.
-Evrensel bir dindir. Bütün insanlığa gönderilmiştir.
-Son dindir. Bundan sonra kıyamete kadar din gelmeyecektir.
-İslam dininin hükümleri kıyamete kadar insanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde mükemmeldir.
-Kendinden önce gelen hak dinleri tasdik eder. Ancak o dinlerin hükümlerini ortadan kaldırmıştır.
-İslam dini bütün müslümanların kardeş ilan eden kardeşlik dinidir.

Allah Dostlarından Esintiler

Allah'ın Emanetine Sahip Çıkmak
Ebu Talib el-Mekki hazretleri (k.s.) ariflerden biz zatın şu sözünü nakleder:
Kulun ömrü, Allahu Teala'nın kendisine verdiği ve ölürken ondan hesap soracağı bir emanettir. Eğer isyana dalarsa, Allahu Teala'nın emanetini zayi etmiş ve ahde vefasızlık etmiş olur. Ama vakitlerini korur ve hiçbir zaman Allah'a itaatten ayrılmazsa, emanetini korumuş ve ahdine vefa göstermiş olur. Onun bu vefasına karşılık da Allah ona vefa gösterir.

İslam'ın Gayesi

İslam dini insanların hayatlarına bir düzen ve disiplin kazandırmak için bazı kurallar koymuştur. Bu kurallar ile insanları dünyada ve ahirette mutluluğa ulaştırmayı amaçlar. İslam'ın koyduğu bu kuralları iç kısıma ayırabiliriz.
1.İman: Dinimizde insanların inanması gereken kuralları ifade eder. Bunlara kısaca "iman esasları" deriz. İman esaslarına inandığımızda kalbimizi yanlış inançlardan temizlemiş oluruz.
2.Amel: İnsanların yaptığı işlere amel denir. İbadetler ve yaşantımızla ilgili şeyleri dinimizin bu alana giren kuralları düzenlemektedir.
3.Ahlak: İnsanlara ve tüm canlılara karşı davranışlarımızı ve düşüncelerimizi düzenleyen kuralları ifade eder.

"Ben Allah'a inanıyorum" diyen kişi tembellik yapıp ibadetlerini aksatıyorsa o kimse Müslümanlığın kendisinden beklediği vazifeleri yeteri kadar yerine getirmemiş olur. İyi bir müslüman olmak istiyorsak ibadetlerimizi aksatmamalıyız. Allah'ın rızasını kazanan bir kul, Peygamberimiz'e layık bir ümmet olmayı hedeflemeliyiz.

Müslüman Kimdir?

Allah'a teslim olan, O'na itaat eden, O'nu emir ve yasaklarına uyan kimseye müslüman denir. Kısaca İslam dinini yaşayan kişiye müslüman denir.

İslam'ın Şartları

İslam'ın şartları beş tanedir.

1.Kelime-i şahadet getirmek
2.Namaz kılmak.
3.Oruç tutmak.
4.Zekat vermek.
5.Hacca gitmek.

1.Kelime-i Şehadet Getirmek

Kelime-i şehadet, İslam'a girmenin ilk şartıdır. Allah'a inanmayan biri bize müslüman olmak istediğini söylerse yapacağımız ilk şey, ona kelime-i şehadeti öğretip söyletmektir. Bir müslümanın kelime-i şahadeti ömründe bir defa sesli olarak söylemesi ve çevresindekilere duyurması farzdır.

2.Namaz Kılmak

Allahu Teala, müslümanların günde beş vakit namaz kılmalarını farz kılmıştır. Akıllı ve ergenlik çağına girmiş kadın erkek her müslümanın namaz kılması kulluk borcudur. Ayrıca bir çok faydası vardır.

3.Oruç Tutmak

Müslümanların her yıl ramazan ayında oruç tutmaları, Allah'ın farz kıldığı bedenle yapılan bir ibadettir.

4.Zekat Vermek

Dinen zengin sayılan müslümanların, mal ve paralarının belli bir miktarlarını her yıl fakirlere dağıtmasıdır.

5.Hacca Gitmek

Dinimizde varlıklı ve gücü yeten müslümanların ömürlerinde bir defa hac niyetiyle Kabe'yi ziyaret etmeleri farzdır.

Hadis-i Şerif

"Namaz dinin direğidir. Kim o direği dikerse dinini ayakta tutmuş olur, kim de onu yıkarsa dinini yıkmış olur."

Hadis-i Şerif

"Her kim inanarak ve karşılığını yalnız Allah'tan bekleyerek oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır."

Hadis-i Şerif

"Kulların sabaha kavuştuğu her gün, iki melek (yeryüzüne) iner, Onlardan biri, "Allah'ım! Allah için veren kimsenin verdiği malın yerine daha iyisini ver!" diye; diğeri de, "Allah'ım! vermeyip, malı elinde tutanın malına telef ver!" diye dua eder."

Bir Dua

Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi bir daha dininden ayırma, bize rahmet eyle. Biliyoruz ki rahmeti en bol olan sensin.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Kategori: İtikad - 2.Ünite - Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadet

İslam'a girmek isteyen biri, yüce Allah'ın varlığına, birliğine, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Allah'ın kulu ve peygamberi olduğuna kalbiyle inanır ve bu inancını diliyle söylerse müslüman olur. Müslüman olmak isteyen birinin söylemesi ve inanması gereken bu iki inanç esası, "kelime-i şehadet" ve "kelime-i tevhid" dediğimiz iki cümlede toplanmıştır.

Hadis-i Şerif

Kim Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Allah'ın resulü/elçisi olduğuna şehadet ederse Allah o kimseye cehennem ateşini haram kılar.

Kelime-i Şehadet

Okunuşu: "Eşhedü en la ilahe illallah ve şehedü enne Muhammeden abdühü ve resulüh"
Anlamı: "Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah'ın kulu ve peygamberidir."

Kelime-i Tevhid

Okunuşu: "La ilahe illallah, Muhammedün Resullullah"
Anlamı: "Allah'tan başka ilah yoktur. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah'ın peygamberidir.

Kelime-i Şehadet Getirerek Allah'a Ne Sözü Vermiş Olurum?

Kelime-i Şehadet getirmiş olan bir müslüman, Allah'ın emirlerini yapacağına, yasaklarından kaçacağına dair söz vermiş olur. Çünkü kelime-i şehadeti söyleyen kimse Allah'ın varlığını, birliğini ve ancak kendisine ibadet edileceğini kabul eder. Sonra Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Allah'ın kulu ve resulü olduğuna şehadet eder. Böylece o, Hz. Peygamber'in Allah'tan geldiğini bütün emirlere uyacağına ve onun yolunu takip edeceğine söz verir.
Bundan dolayı kelime-i şehadet getirmiş olan her müslüman, abdest alamk, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmek gibi Allah'ın farz kıldığı ibadetleri yapacağına söz vermiş olur. Ayrıca doğru, güvenilir, adaletli olmak, yardım etmek, helal yemek, haramdan kaçınmak gibi pek çok güzel davranışı yapacağına da söz vermiş olur.
Yiğit kimseye sözünde durmak yaraşır.

Ne Zamandan Beri Müslümanız?

Biri bize, "Ne zamandan beri müslümansın?" dediği zaman büyüklerimizin bize öğrettiklerine göre,
"Kalu beladan beri müslümanım" deriz. Tabii soru burada bitmez, devam eder:
"Kalu bela nedir?" Yine öğrendiğimiz bilgilere göre cevap veririz:
"Allah dünyayı ve içindeki varlıkları yaratmadan önce ruhlarımızı yaratmış ve sonra bütün ruhları huzurunda toplayarak onlara, "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" diye sorduğunda, ruhlarımız:
"Evet, sen bizim Rabbimiz'sin" diye cevap vermiş."
İşte bu konuşmanın olduğu zamana, "Kalu bela denir" diye cevap veririz.

Sevabı En Çok Olan Kelime

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
"Allah, kıyamet gününde bir adamı ortaya çıkaracak. Herkesin gözü önünde her biri gözün görebileceği kadar büyük olan tam 99 dosya açılacak. Sonra o adama şöyle diyecek:
"Bunlardan bir şeyi inkar edebilir misin? Yazıcı meleklerim sana haksızlık ettiler mi?"
Adam, "Hayır ya Rabbi!" diyecek. Yüce Allah,
"Katımızda senin sevabın vardır. Bugün sana hiçbir haksızlık yapılmayacaktır." diyecek ve ona içinde, "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulüh" yazılı bir kağıt çıkarıp,
"Haydi tartıya hazırlan!" diyecek. Adam,
"Ya Rabbi! Bu kadar dosyanın yanında bu kağıt neye yarar?" der demez, kendisine şu söylenecek:
"Sen bugün haksızlığa uğratılmayacaksın."
Terazinin bir kefesine dosyalar, diğer kefesine de şehadet kelimesi yazılı kağıt konulacak ve kağıt, dosyalara ağır gelecektir. Çünkü Allah'ın ismini hiçbir şey tartamaz. (Tirmizi)

Allah'a Verdiğimiz Sözü Tutalım

Bütün insanlar doğduklarında müslüman olarak doğarlar. Daha sonra bulundukları çevre onlara şekil verir. Bu konuda sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), her doğan çocuğun İslam fıtratı (yaratılışı) üzerine doğduğunu, daha sonra anne babasının yolunu izlediğini bizlere haber veriyor. Müslüman olarak Allah'ı tanıdığımız göstermeli, Allah'ın emrettiği şeyleri yapıp, yasakladığı şeylerden kaçınmalıyız. Unutmayalım ki biz, yaptığımız ibadetlerle ve Peygamberimiz (s.a.v.) uymakla Allah'ı gerçekten tanıdığımızı ve kalu belada verdiğimiz sözü tuttuğumuzu göstermiş oluruz.

Bir Dua

Allahım! Beni müslüman olarak yaşat, ölümümü güzel eyle.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Kategori: İtikad - 1.Ünite - Din

Dinin Tanımı

Din, akıl sahibi insanları dünyada ve ahirette mutluluğa, huzura kavuşturmak için Allah tarafından konulan ilahi kanunların bütününe denir. Allah'u Teala, bu kanunları peygamberleri aracılığı ile insanlara göndermiş ve bu sayede onlara doğru yolu göstermiştir.

Dinin Gayesi

Din, niçin yaratıldığımızın gayesini anlamamızı sağlar. Din, bizi yaratan Allah'a nasıl ibadet yapacağımızı gösterir. Din, Allah'ın yarattığı bütün canlılara karşı vazifelerimizin ne olduğunu öğretir. Din, doğru ve yanlışın; iyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu bildirir. Böylece din, akıl sahibi insanlara dünyada ve ahirette mutlu olma yollarını göstermeyi gaye edinir.

Dinlerin Çeşitleri

Dünyada birbirinden farklı pek çok din vardır. Bu dinler hak din, batıl din ve muharref din diye üç gruba ayrılır:
1. Hak Din: Yüce Allah tarafından peygamberler aracılığı ile insanlara bildirilen, hiçbir değişikliğe uğramadan ve bozulmadan günümüze kadar gelen dine ''hak din'' denir. Yalnızca İslam dini Allah'tan geldiği gibi, hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır.
2.Muharref(Bozulmuş) Dinler: Yüce Allah'ın peygamberleri aracılığı ile insanlara bildirdiği halde sonradan insanlar tarafından değiştirilen dinlere ''muharref'' yani "bozulmuş din" denir. Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi..
3.Batıl Dinler: İnsanlar tarafından uydurulan dinlere "batıl dinler" denir. Putlara tapmayı buna örnek olarak verebiliriz.

Hak Dinin Özellikleri
-Allah'ın gönderdiği peygamberler tebliğ edilmiştir.
-Allah'a inanmak ve yalnız O'na ibadet etmek esasına dayanır.
-Öldükten sonra dirilmeye ve dünyada yapılan her şeyin ahirette hesabının sorulacağına inanmayı emreder.
-Allah'ın gönderdiği kitaplara, peygamberlere, meleklere, kadere ve kazaya inanılmasını ister.
-İnsanlığı birliğe çağırır, aralarında kardeşlik meydana getirir.
(Günümüzde bütün bu özellikleri bünyesinde toplayan tek din, İslam'dır.)

İnsanlar İçin Dinin Gerekliliği

Bir dine inanma ihtiyacı insanın yaratılışında vardır. Bu sebeple tarih boyunca insanlar çeşitli dinlere inanmışlardır. Allah'u Teala hiçbir milleti ve toplumu dinsiz bırakmamış, peygamberlerini göndererek insanların doğru yolu bulmasını sağlamıştır. İnsanın hayatını nasıl yaşaması gerektiğini ve neye ihtiyacı olduğunu elbette en iyi onu yaratan bilir. Bu sebeple Allah'u Teala peygamberleri aracılığı ile kitaplar göndererek nasıl inanmamız gerektiğini bizlere göstermiştir.

Bir Dua
"Ey kalpleri evirip, çeviren rabbimiz! Kalbimizi dininde sabit kıl."

Din, iyi bir insan olmak için gereken güzellikleri insanlara kazandırır. Çünkü din;
-Hayatımızı bir düzene ve disipline koyar.
-Rabbimiz'le aramızda bir bağ kurar.
-Ahlaklı ve mutlu olmamızı sağlar.
-Kötülüklerden korunmamıza ve onlardan uzak durmamıza yardımcı olur.
-Dünya ve ahiret mutluluğuna giden yolu gösterir.
-Din olmadan Allah'ı tanıyamayız ve O'na nasıl ibadet edeceğimizi bilemeyiz.

İslam Dini ve Diğer Dinler

İnsanlığın ilk dini, Allah'ın bir olduğu inancına dayanan "tevhid" dinidir. Tevhid inancı Allah'ın gönderdiği bütün dinlerin ortak özelliğidir. İnsanlar İslam'dan önce gönderilen ilahi dinleri, bu dinlerin kutsal kitaplarını kendi isteklerine göre değiştirmişler ve bozmuşlardır. Böylece bu dinler insanlar için mutluluk ve huzur getiremez hale gelmiştir. Bu sebeple Allah'u Teala, en son ve en mükemmel din olan İslam'ı, Hz. Muhammed(s.a.v.) vasıtasıyla bütün insanlara göndermiş ve kıyamete kadar başka bir din gelmeyeceğini de bildirmiştir.

"Allah katında din, İslam'dır." Al-i İmran süresi 3/85

Hepimizin bildiği üzere İslam dini, Allah tarafından gönderildiği gibi, hiçbir değişikliğe uğramadan ve bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. Bundan sonra da bu özelliğini koruyacaktır. Çünkü Allah, İslam'ı koruması altına almıştır. Allah, dinini korumak için gerektiğinde bir sivri sinekle bile Nemrutların tahtını başına yıkar.

"Kim İslam'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de zarara uğrayanlardandır." Al-i İmran süresi 3/19

Hem Güler Hem Ağlarım

Sahabilerden biri, müslüman olmadan önce kendisini güldüren ve ağlatan iki şeyden bahseder ve şöyle der:
"Cahiliye döneminde yaptığım iki şeyi hatırladıkça birine çok güler diğerine ise çok ağlarım. Bunlardan biri kendi ellerimle yaptığım putlara ibadet ettikten sonra, acıktığım zaman onları yememdir. Buna çok gülerim. Ağladığım şey ise o dönemin adetlerine göre kızımı diri diri toğrağa gömmeye gittiğim zamandır."
İşte batıl dinler bazen bu kadar komik olabiliyor. İnsanlar kendi elleriyle yaptıklarına tapıyorlar, acıkınca da onları yiyebiliyorlar.